Sezer Duru Literaturhaus Frankfurt Ödülünü Aldı

Posted by on Haziran 25, 2007 in Güncel

Çevirmen ve yazar Sezer Duru, Dekabank ve Literaturhaus Frankfurt’un verdiği “Alman edebiyatı ve biliminin yurtdışında tanıtılması için verilen Literaturhaus Frankfurt, Dekabank Ödülü”nü aldı. Ödülün ilginç bir yanı, jüriye her yıl bir önceki yıl ödül alan kişinin de katılıyor olması, dolayısıyla Sezer Duru önümüzdeki yıl bu ödülün jürisinde yer alacak.

“Duru, Frankfurt Edebiyat Evi tarafından verilen 25 bin avro değerindeki DekaBank ödülünü Frankfurt’ta düzenlenen bir törende aldı. Törende konuşma yapan Goethe Enstüsü Başkanı Jutta Limbach, Duru’nun ‘kültürler arasında bir gezgin’ olduğunu belirterek, edebiyatı insanlara aktarmanın onun için bir tutku olduğunu söyledi. Sezer Duru da Türkiye’nin konuk ülke olacağı 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye-Almanya ilişkilerinin sergilenmesi gerektiğini söyledi. Duru, Hitler’in Almanya’da 1933’te iktidara gelmesinden sonra 1000’in üzerinde Alman bilim adamı ve aydının Türkiye’ye iltica ettiğini belirterek, bu gerçeğin Almanya’da pek bilinmediğini kaydetti.
Türkiye’nin fuarda konuk ülke olmasının büyük bir şans olduğunu ifade eden Duru, “Türkiye burada bütün zenginliklerini sunabilir” dedi.” (Radikal)

Sezer Duru’nun ödülü aldığı Mayıs ayında belli olmuştu. Mayıs ayında Milliyet gazetesinde yayınlanan bir söyleşisinde Duru, kendi çevirmenlik hayatını ve S. Fischer Çeviri Destek Projesi’ni de de anlatmıştı:

“Frankfurt Edebiyat Evi’nin 2004’ten bu yana her yıl yurt dışında Alman edebiyatı ve bilimine katkıda bulunan kişilere verdiği büyük ödülü, bu yıl yazar ve çevirmen Sezer Duru kazandı. 40 yılı aşkın bir süredir Almancadan Türkçeye yapıtlar çeviren, 25 yıl Alman televizyonlarına söyleşiler yapan Duru, 20 aday arasından seçildi. Duru’ya bu ödül Alman edebiyatının tanıtımında oynadığı rol nedeniyle verildi.
Edebiyatçı bir aileden gelen Duru, kardeşleri Demir ve Tezer Özlü’den farklı bir kulvarda yer almak istediğinden başlar çeviriye. Avusturya Lisesi’nde okurken Almanca şiirleri ve metinleri Türkçeye çevirerek başladığı bu uğraşı, giderek tutkuya dönüşür. “Bu işe gönül verdim, yanımda çevirdiğim kitabım olmazsa boşlukta hissediyorum kendimi” diyecek kadar tutkun.
Duru, Almanca’dan Türkçeye yaptığı çevirilerin yanı sıra bugüne kadar Orhan Duru, Demir Özlü, Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu ve Başar Sabuncu’nun yapıtlarını da Almancaya çevirmiş. Peki Almanya’nın Türk edebiyatıyla ilişkisi ne durumda?
“Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması oradaki yayınevlerinde Türk edebiyatına karşı büyük bir ilgi doğurdu” diyor Duru ve ekliyor:
“Bizden listeler istediler. 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nın konuk ülkesi seçilmemiz de bu ilgiyi arttırdı. 2008’e Türkçe’den epey çeviri yetişecek. Ama hâlâ Türkiye gerektiği gibi tanınan bir ülke değil.”
Almanya’nın tanıtım amaçlı yaptığı çalışmalardan biri S. Fischer Vakfı’nın desteklediği “Adımlar” projesi. Duru, projenin Türkiye ayağını yönetiyor. “Adımlar”ın birincil amacı, Almanca yazılmış kitapların başka dillere çevrilmesi. Türkiye’de beş yıl süreyle uygulanacak proje sayesinde birçok önemli Almanca yapıt Türkçeye kazandırılacak. Duru’ya göre asıl amaç çeviri desteği:
“Çeviri insanı geçindirecek kadar gelir sağlayan bir meslek değil. Halbuki çok önemli. Türkiye’de Almanca’dan çeviri yapan çok az kişi var. Bu projeyle artacağını umuyorum.”
Bütün çevirileri Duru’nun bizzat denetleyeceği projede, hem çevirmenin ücretini hem kitabın telif hakkını vakıf ödüyor. Bu şekilde çevirmenin haklarının -pek az rastlanır bir biçimde- korunması amaçlanmış.” (Milliyet)

*

Sezer Duru, Irak işgali ve silah pazarı konusunda batıların sessizliğini dile getiren ilginç bir konuşmayı 1998 yılında Stockholm’de, Dünya Kültür Konferansı’nda yapmıştı:

“In the past when we Turkish writers came to Sweden we used to be almost questioned in many ways by our Swedish writers friends about the political situation in our country. Some of our counterparts treated us as we were political responsible for it. They did not know how we fought against wrong policies and politicians responsible for it., how we suffered from oppression in different forms and loss of freedom. Man of culture in the West, on the other hand is estranged, as he consider himself superior and does not really want to get to know other cultures. The intellectual endeavors of Claude Lévi-Strauss have not been enough to bring down these prejudiced structures altogether. There is another drawback for man of the West ( there may be some exceptional cases of course ): He is reluctant to point to the wrong foreign policies of his country, prefers to keep silent, does not much to bringpolitial wrongdoings to public attention. The freedom and welfare he enjoys in his country has made him blind to some realities in the world. For example, it is said that Iraq has got biological and chemical weapons. But it never occurs to people to ask where, bu which Western country these weapons has been produced and sold. If there are people who buy these goods, this means there are other people who produce and sell them. We know what happens to some intellectuals who mentions these facts even in those vere democratic Western countries. It is this phenomenon that fortifies our belief in the double-headedness of the West.” (“Savaşlar Değil Kültürler Birbirini Kıvılcımlandırmalı”)

Daha fazla Güncel
Çeviri Savaşları ve Sahte Söyleşiler

Ayşe Arman, eskiden Goa Yayınevi'nin ve şimdi Mia Yayınevi'nin sahibi olan Birol Gündoğdu'yla Tarkan'ın, Kasım 2006'da Dubai'de verdiği konserde tanışmış....

Kapat