Orhan Pamuk’u Bekliyoruz

Posted by on Mart 22, 2016 in Deneme

Bir aydır bir yazıyı döndürüp duruyorum aklımda, yazıp yazıp siliyorum.

Yaşananlara sessiz kalan Orhan Pamuk’a seslenen bir yazıyı, ona soru soran bir yazıyı nasıl yazmalıyım diye düşünüyorum – şakacı ve dostane mi, gergin ve sitemkâr mı?

Şöyle bir şey yazdım sonunda 18 Mart akşamı:

“Bütün toplum nefesimizi tuttuk, 2005 yılında ifade özgürlüğünü savunduğumuz Orhan Pamuk ne diyecek diye bekliyoruz.”

Dallandırıp budaklandırmadan, neler yapıp neler yaşadığımızı anlatmadan bu kadarının yeterli olmasını umdum.

Sonra, hemen ertesi gün, 19 Mart günü bu kez İstanbul’da, Masumiyet Müzesi’ne giden yolun bulunduğu İstiklal Caddesi üzerinde bir bomba patladı.

Daha hangi terör grubunun yaptığı anlaşılmadan, herkes başkasının dünya görüşünü suçlamaya, “siz böyle yaptığınız, böyle düşündüğünüz, böyle dediğiniz için…” demeye başladı.

Yani beklenti daha acil bir hal aldı.

2005 yılında ve sonrasında ifade özgürlüğünü savunduğumuz Orhan Pamuk durumu nasıl değerlendiriyor ve nasıl bir çözüm öneriyor?

Bunu yazdım 20 Mart günü ve bir daha düşündüm… sonra 22 Mart sabahı Brüksel’de bombalar patladı, üç ayrı yerde.

Soru daha acilleşmiş görünüyor bana: İfade özgürlüğünün ve iletişimle anlaşmanın gitgide güçleştiği bu ortamda, Orhan Pamuk ne öneriyor?

Biz yazarlar, çevirmenler, akademisyenler, çeviribilimciler ifade özgürlüğünü merkeze alarak bir hata mı yapıyoruz? Hataysa, bunun doğrusu nedir?

Bu soruyu Orhan Pamuk’a sormanın yanlış olduğunu düşünenler de olabilir, ama bu soruyu hata yapıp yapmadığını bir yana bırakarak ifade özgürlüğünü savunduğumuz yazara sormayacaksak, kime soracağız; ondan daha iyi kim bilebilir, başka kim bizim onun için olduğumuz gibi aracı olabilir şimdi?

Daha fazla Deneme
Tony Blair Embarks On Tour Of Africa
Libya: Traduttore Traditore?

Çeviribilim dergisinin 6. sayısında, 2011 yılında Libya hakkında bir yazı yayınlamıştık. Bir daha yayınlıyoruz.

Kapat