GDO Çevirilerini Kimler Yapıyor?

Posted by on Kasım 21, 2009 in Güncel

2006 yılında Cargill Turkey konulu küçük bir metin yayınlamıştık. Cargill’in Ülker ve Monsanto’yla olan yakınlığından habersizdik. Şimdilerde yaşanan GDO tartışmalarında Cargill ve Monsanto adları geçiyor yine. Birgün gazetesinden Elçin Yıldıral GDO’nun Türkiye macerasını anlatırken, akademik ve siyasi ortamdan yetkililerin Monsanto-GDO’yla ilişkisine de yer veriyor. Bunun ötesindeki soru şu: GDO’nun halkla ilişkiler, tanıtım ve çeviri ağında kimler yer alıyor? GDO ürünlerinin tarladan markete dek uzanan etiket ve kullanım kılavuzu çevirilerini kimler yapıyor?

Tarım Bakanlığı’nın, 26 Ekim’de çıkardığı yönetmelikle gündeme gelen Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) ilişkin tartışmalar büyüyor. Uzmanlar tarafından GDO’ların insan sağlığına zararlı olduğu, tarım toprağını öldürdüğü, geri dönüşümsüz çevre felaketlerine yol açtığı söylense de hükümet geri adım atmama konusunda ısrarlı. TÜRKİYE’YE GDO’LAR MONSANTO İLE GİRDİ GDO’lar aslında 1990’lı yıllarda Türkiye’ye girmeye başladı. İznik Gölü havzasına yerleşen Cargill Şirketi, 1998’de bazı bölgelerdeki tohum faaliyetlerini, işbirliği anlaşması imzaladığı Monsanto şirketine bıraktı. Monsanto da o yıllarda tohumların çiftçiler tarafından yeniden kullanılmasını önleyecek bir çözüm bulur: Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar. Bu tohumları kullanarak yetiştirilmiş ürünlerden ayrılan tohumlardan bir daha ürün alınamıyor ve böylelikle çiftçilerin her dönem çokuluslu şirketlerden tohum alması zorunlu hale geliyordu. Monsanto ürünlerini satan Cargill Şirketi nedeniyle de Türkiye’de bu uygulamanın kapsamındaydı. 2005’te de Tarım Bakanlığı, ABD’den GD tohumlarının yanı sıra hibrit tohumlarını da ithal ederek, Adana’da ve Nazilli’de alan denemesine başlamıştı. Bu durum kamuoyundan gizli tutuldu. Türkiye’de GDO’lu tohumların ithali yasak da olsa Pioneer, Deltapi, Monsanto firmaları aracılığıyla tohumlar ithal edildi. Günümüzde ise Monsanto, GD tohumların satışında ve üretiminde tekel durumunda. 1901’de kurulan ve adı “şeytan şirket”e çıkan Monsanto, 3 binden fazla tohum türünün patentine sahip ve 150’den fazla ülkede faaliyet gösteren bir şirket. Tohumdan, tarım ilacına, veterinerlikten, eczacılığa kadar onlarca şirketi bünyesinde bulunduran Monsanto, dünyadaki GDO’lu mısır ve GDO’lu soya ekimin yüzde 90’ından, GDO’lu pamuk ekimin yüzde 60’ndan, GDO’lu Kanola ekiminin yüzde 50’sinden fazlasına sahip. 50 ülkede 22 bin çalışanı bulanan Monsanto’nun 2008 yılı karı 2.01 milyar dolar. Ayrıca elinde bulundurduğu tohumların ve bitki türlerinin patentini de elinde bulunduran Monsanto, böylelikle ‘şirkete ait patent içeren tohumların üretilmesi’, ‘saklanması’ ve ‘yeniden ekilmesi’ gibi gerekçelerle çiftçilere dava açma hakkına da sahip. Ayrıca patent nedeniyle GDO’lu tohumlar ve ürünler üzerinde araştırma yapmak, inceleme hakkı da sadece Monsanto’ya ait. Yani, başka bir kurumun, kuruluşun, bilim insanlarının, ziraatçıların, çiftçilerin bu tür tohum ve ürünler üzerinde araştırma yapması kesinlikle yasak. ARKASINDA DTÖ VAR Dünya tohum tekelini elinde bulunduran Monsanto’ya karşı ülkelerin direnmesi ise çok zor. ABD’li çokuluslu şirketleri destekleyen DTÖ, GDO’lu tohumları kullanılması konusunda ülkelere baskı yapıyor. Nitekim baskılara daha fazla dayanamayan AB ülkelerinden Almanya, Portekiz, Fransa 2005 yılında küçük alanlarda ticari ekime başladı. Ancak AB ülkeleri de GDO’lar konusunda uzlaşmış değil. Türkiye’de ise durum AB ülkelerinden farklı değil. Monsanto Türkiye’de farklı isimlerle üniversitelerde araştırma çalışmalarına sponsor oluyor, ayrıca bazı asistanları ve profesör unvanlı araştırmacıları kurs vermek amacıyla ABD’ye getiriyor. Burada da Profesörler ve asistanlar ile bir ticaret anlaşması yapılıyor. Böylelikle Türkiye’ye geri dönen bilim insanları GDO üretmeye başlıyorlar. GDO’ya destek veren üniversiteler arasında en öne çıkanlar ise; Ankara, Ege, Sabancı ve ODTÜ üniversiteleridir. Monsanto sadece bilim insanlarını değil siyasileri için de ABD gezisi organize ediyor. 2009 Nisan ayında ABD’ye giden ve tüm masrafları Monsanto tarafından karşılanan TBMM Tarım Komisyonu üyeleri AKP’li milletvekilleri Mehmet Erdoğan, Özlem Müftüoğlu, Ali Koyuncu, CHP Milletvekili Vahap Seçer ve MHP Milletvekili Abdülkadir Akcan’ın ziyaretinin ardından GDO’ların Türkiye’de serbest bırakılması konuşulmaya başlandı. 26 Ekim’de de çıkarılan bir yönetmelikle Türkiye’de GDO’ların ticaretine izin verildi. DOĞA OLAYINA BİLE DAVA AÇILIYOR! Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık, Monsanto Şirketi’nin vukuatlı bir şirket olduğuna dikkat çekerek, şirketin Malezya ülkesine GDO’ları rüşvet ile soktuğunu kaydetti. Bu nedenle Monsanto hakkında tazminat davası açıldığını belirten Atalık, şirketin davayı kaybettiğini söyledi. Ancak, Monsanto’nun patent davalarında çiftçilere karşı açtığı davaları kazandığını dile getiren Atalık, “Telif hakkı denilen bir yasal düzenleme ile şirket tohumlar üzerinde her türlü hakka sahip. Örneğin ‘gen bulaşması’ diye tabir edilen bir doğa olayı söz konusu. Tozlaşma yoluyla GD tohumları diğer tarlalara bulaşabiliyor. Böylece o tarlalardaki bitkilerin de genetik yapısını değiştirebiliyor. Böylece o tarlalardaki ürünler de zarar görüyor. Çiftçinin tarlasını GD tohumlarından temizlemesi ise yıllar alabiliyor. Diğer bir nokta ise Monsanto Şirketi’nin müfettişleri, çiftçinin haberi bile olmadan tarlasından numune alarak GD tohumlarının olup olmadığını araştırabiliyor. Ve o tarlaya tozlaşma yoluyla GD tohumları bulaşmış bile olsa Monsanto çiftçi hakkında tazminat davası açabiliyor. Çiftçi, GD tohumlarını kullanmadığını söylese bile tarlasında bu tür tohumlar bulunduğu için davayı kaybediyor. Bu tür davalar ile şirket yüklü paralar kazandı” diye konuştu. Sözleşme nedeniyle çiftçilerin GD tohumlarını sürekli almak zorunda kaldığına da değinen Atalık, kredi ile borçlanmış çiftçinin mahsul alamazsa da bir sonraki yıl tekrar borçlanıp yeniden tohum almak zorunda olduğunu söyledi.

‘LOBİ FAALİYETLERİ GÜÇLÜ’

Şirketin lobi faaliyetlerinin güçlü olduğunun altını çizen Atalık, önceki ABD Başkanı Bush döneminde tarım bakanı olarak Monsanto şirketinin alt firması olan Cargene’nin elemanı olan Ann. M. Veneman olduğuna dikkat çekerek, “Şimdiki ABD Başkanı Obama döneminde ise Venneman tarım ve tohumculuk alanında kritik noktalarda yetkili bir konumda” dedi.

***

Monsanto Gıda ve Tarım Ticaret Limited Şirketi’nin Türkiye’de 5 büyük şehirde (İstanbul, Adana, Bursa, İzmir, Antalya) merkezleri bulunuyor.

(Elçin Yıldıral, Birgün, 8 Kasım 2009)

MONSANTO’YA GÖRE DÜNYA / THE WORLD ACCORDING TO MONSANTO

Fransız gazeteci Marie-Monique Robin’in hazırladığı bir belgesel (2008),  Fransa’dan Paraguay’a dek her yerde GDO ve Monsanto tekelinin nasıl yayıldığını, etkilerini anlatıyor. Belgeselde anlatılan önemli noktalardan biri de, 1990’lardan bu yana çeşitli ülkelerde süt vb. GIDA ETİKETLERİNDE GDO’LUDUR YAZILMASININ YÖNETMELİKLERLE YASAKLANMIŞ OLDUĞU.

[googlevideo]http://video.google.com/videoplay?docid=6262083407501596844[/googlevideo]

Daha fazla Güncel
“Ne Dediğini Görüyorum”

Japon NEC şirketi Tele Scouter (TM) "Teresukauta" adlı gözlük gibi takılabilen ve retina tarayıcılı camları olan bir uzmanlık çevirileri aygıtının prototiplerini hazırladı.

Kapat